Blog

Son Çikolata Trendleri Nisan 27, 2015 19:13

Çikolataya duyduğumuz aşk her ne kadar baki kalsa da üreticiler değişik lezzetleri denemekten geri kalmıyorlar sayın çikolata sever dostlarım.

Acı biberli çikolatayı denemeyeniniz kaldı mı bilmiyorum ama o kadar çok acı çikolata ürünü çıktı ki, neredeyse demode olmak üzere. Artık 'acı çikolataya bayılırım' derken çok da cool değilsiniz.:) 

Yeni çikolata trendleri arasında peynirli, rakılı, tuzlu tatlar var. Peynirli çeşitlerde tulum peynirinden rokfor gibi baskın kokulu peynirlere kadar uzuyor liste.

Viskili ve konyaklı çikolata çeşitlerine zaten çok aşinayız ama yeni yeni bizim coğrafyalardan bir malzeme çikolatayı farklı bir lezzet mecerasına çekiyor: Bu malzeme Rakı! Kulağa ilginç gelse de anasonun burukluğu kakaoyla birleştiğinde ortaya şaşırtıcı bir tat çıkıyor. İnanın denemeye değer!

Nane ve limonata tadının birleştiği çikolatalar da bu yaz ağızlarımızı tazelendirecek gibi görünüyor. Yazları fındık ve fıstık gibi klasik ve daha yoğun tatlardan hafif ve fresh ürünlere doğru kaydığımız kesin. Dolayısıyla bu limonatalı çikolata trendi beni hiç şaşırtmadı. Tabi ki kızıl meyveli ürünlerin yine başı çekeceğinden eminim. Sakızlı ve hindistan cevizli ürünlerin yerine bol bol ahududulu, böğürtlen ve vişneli ürünlerle karşılacağız.

Trend ibreleri neyi gösterirse göstersin bizim çikolata aşkımız daimidir. O yüzden tekrar görüşmek üzere a dostlar, çikolata aşkına öpüyorum sizleri!

 

 

 


Sağlıklı Yaşam Trendi Nisan 09, 2015 22:55

Hepimizin korkuları var kilo almakla ilgili, hatta yeni tüketim toplumunda bu konu takıntı haline gelmiş durumda. Çevremiz çılgın bir bilgi kirliliğiyle dolu, internetteki kadın sitelerinde her gün yeni bir diyet listesi yayınlanıyor. Ne kadarı sağlıklı, ne kadarı doğru, tabi ki tartışılır ama çoğuna güvenmemekte fayda var. Herkesin vücut tipi farklı, bünye alışkanlıkları, sağlıkla ilgili deneyimleri bambaşka. Bir kişinin fit kalmasını sağlayan bir diyet listesi bir diğer kişinin tüm metabolizmasını bozabilir. Arkadaşınızı zayıflatan bir liste, sizin kilolarınıza kilo katabilir.

Bir de delicesine bir detoks bağımlılığı söz konusu bu günlerde. Her gün abur cubur yiyelim, fast foodları mideye indirelim, tatlıları gömelim, sonra beş günlük bir detoksla ooohh vücudu sıfırlayalım. Var mı öyle hayat? Bence yok.:) Prim vermesek hatta para da vermesek bu tip sistemlere, uzman kılıklı yarı soytarı yarı diyetisyen, yaşam koçumsu guru heveslilerine. Aralarında gerçekten işe yarayanları vardır ama aslında iş bizim yaşam biçimimizde düğümleniyor kalıyor. Bence sağlıksız bir hayat süren ve bir haftalık detokslardan medet uman hiç bir vücut bu kadar kısa sürede kendini resetleyemez.

Bir yandan tüketim çağındayız ve dinlediğimiz şarkıdan, yediğimiz tazecik tatlıdan, giydiğimiz son moda ayakkabıdan aynı dakikada sıkılıyoruz. 'Bir sonraki?' İlk sorumuz bu. Eski hiç bir şeyle yetinemiyoruz çünkü çok sıkıcı. Kırk yıllık dostumuz artık bizi bayıyor, müdavimi olduğumuz restoran demode, kuzenle buluşmaya gerek yok çünkü akrabalarla görüşmek çok banal, en sevdiğimiz şarkıcı yaşlandı, yaşadığımız semt bu günlerde hiç trend değil. Hop arabayı değiştir, hop sevgilini, hop eşi dostu, hop evini. Hiç bir yerlere sığamıyoruz. 

Tüm bunlar daha çok kendimize tahammül edemediğimiz için olmasın? Kendimizle başbaşa kalmaya dayanamıyoruz, kaçıyoruz kendimizden. Soracak soruları var çünkü onun bize ama bizim verecek cevabımız yok. İçimizdeki özle arkadaş olmayı beceremiyoruz o yüzden tüket babam tüket. Başucundaki kitabı bitirmeden yeni kitap al, çünkü kapağı harika.

Kilodan girdik, tüketim manyaklığından çıktık. Affedin çikolataseverler, ama bu konuda sabaha kadar yazabilirim/konuşabilirim. Fikirlerinizi merak ediyorum. Haydi bana yazın. Sizin sadece moda olduğu için giydiğiniz, sadece trend olduğu için gittiğiniz, popüler olduğu için konuştuğunuz neler var?

Bir de tabi kendinize iyi bakın! Bool çikolatalı günler dileriimmm!


Bahar Geliyor! Nisan 08, 2015 15:14

Bahar geliyor a dostlar, haberiniz var mı? Geliyor gelmesine de kışın da soğuklarından kurtulamadık hala. Dolaplarımızdan kalın kazaklarımızı kaldırıp yerlerine tiril tiril tişörtlerimizi dizemedik. Dizemedik de dizemedik... O kalın eşofman altlarımızı, eldivenlerimizi, kaşkollarımızı, depresyon hırkalarımızı yerlerinden edemedik. Minicik şortlarımız, incecik kısa eteklerimiz gözümüzün içine bakıyorlar oldukları raflardan inmek için. Teorik olarak baharın içinde olmamıza rağmen pratikte kışın içinde hissediyoruz kendimizi. Biraz daha sabır. 

'Bahar geliyor da ne oluyor kardeş?' diyebilirsiniz. Olur mu yahu? Bir kere kışın ölü toprağını atacağız üzerimizden. Yeni yeni umutlar saracak bünyeleri. Gözlerimiz bir başka bakacak, belki bazılarımız aşık olacak falan. Depresyonlardan uyanacağız, kilolarımızdan kurtulacağız (acaba kaçıncı söz?;)) Cesaret edebilirsek yeni başlangıçlara yelken açacağız, uzun süredir kendimize söz verdiğimiz halde yazamadığımız istifa mektubunu İnsan Kaynakları'na imzalı bir şekilde bırakacağız.:) Seviyorsak devam edelim tabi kimseye gereksiz gaz vermek değil niyetim. Ama zorluyorsa emin olalım daha güzel alternatifler de vardır hayatta. Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değiliz. Başarı güzel şey ama bir ömrü uğrunda heba etmeye değer mi tartışılır. Sanırım benim gibi hırsı olmayan bir insanın bu konuda ahkam kesmesi yanlış:) Bana uymayın aman, yoksa kurumsal, güzel maaşlı, güvenceli işinizi bir anda arkanızda bırakırsınız, yeni serüvenlere bırakırsınız kendinizi. 

Bu konuda anlatacak çok şeylerim olabilir;) Kimi bende saklı, kimini saatlerce anlatabilirim. Merek edenlere kapım açık. 

Şimdilik bu kadar, bir bahar neşesinden nerelere geldim? Haydi siz bir pencere açın, çıkabiliyorsanız dışarı çıkın, bir temiz hava alın, bana da uymayın aman diyeyim;)


Petgaz Merkez Ofisinde Çikolata Etkinliği Nisan 02, 2015 13:46

Merhaba butik çikolata severler, geçen zamanda sizler neler yaptınız bilmiyorum ama biz hemcinslerimizle çikolataya doyduk.

PetGaz merkez ofisinde kadın çalışanlar için bir etkinlik düşünülmüş ve çikolata etkinliğinde karar kılınmış. Tabi ki de bu etkinlik için en doğru adresin Sadece Çikolata Atölyesi olduğuna karar vermişler. :) Bizle iletişime geçtiklerinde hemen hazırlıklarımıza başladık ve güzel bir workshop planladık. 

26 Mart Perşembe günü saat 16:00'de etkinlik için PetGaz merkez ofis toplantı odasında heyecanlı kadınlarımızla buluştuk. Önce eğlenceli bir çikolata sunumu yaptık, meraklı soruları cevapladık. Sonrasında çikolatalarımızı yapmaya başladık ve çılgın dakikalar başladı. Herkes birbirine çikolata yedirdi, kimi diğer iş arkadaşı için kimi evdeki çocuğu için fazla fazla yaptı.

Fotoğraflarda eğlencenin kokusunu biraz alabilirsiniz ama bizim aldığımız çikolatanın kokusunu almanız biraz zor:) Umarız bir gün sizle de çikolatalı etkinliklerde buluşuruz.:)))) Görüşmek üzere!

 


Vazgeçilmez Tatlar Mart 24, 2015 18:01

Çay saatlerinde, akşam en çok sevdiğiniz diziyi seyrederken yemekten hiç bıkmayacağınız tatlarınız var mı sizin de? Benim var!

Nostaljik, eskilerde kalan ama vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımız var. Mesela benimki çayın yanında gofret yemek. Çıtır çıtır, nefis gofrete kim hayır diyebilir ki hele ki kış günlerinde?

Aklıma gelen bir diğer nostaljik lezzetse, kremalı bisküvi. İkindi sohbetlerinde, hanımların beş çaylarında tabakların vazgeçilmezidir. Tazesinin tadına doyulmaz, çayla tüketildiğinde ağızlarda şenlik yaratır.

Un kurabiyesini unutmak olmaz. Hemen hemen herkesin annesinin elinden bu lezzetli kurabiye çıkmıştır. Fazla yapıldığında mutlaka karşı komşuya süslü bir tabakta ikram edilir. 

Mozaik pasta da benim için oldukça keyifli ve nostaljik bir lezzet. Eskiden bu kadar çok şekilli ve teknik bilgi isteyen pastalar revaçta değildi, annemiz ne tatlı yapsa razıydık. Ama bu mozaik pastanın damaklarda hatrı sayılır bir ünü vardı her zaman. Hala da bayılırım.

Sizin de unutamadığınız lezzetler vardır mutlaka. Varsa paylaşın bizle lütfen! Mutlu ve bol çikolatalı günler dileriiimmm!


Dinesty - Brasserie Cognac ve Serafina Yılbaşı Kutularımız Ocak 06, 2015 16:47

Bir yeni yıl coşkusunu daha geride bıraktık.:)

Sadece Çikolata Atölyesi olarak biz bu yıla da çalışarak girdik. Dinesty Grubu'nun Serafina ve Brasserie Cognac Restaurantları ve genel merkezi çalışanları için yılbaşı kutuları hazırladık.

Kutularımız yılbaşına yakışır bir tonda capcanlı bir kırmızı, kurdelelerimiz de aynı canlılıkta koyu yeşildi. Kutularımızın içinde el yapımı yılbaşı kurabiyesi, rengarenk badem draje paketi, Belçika ürünü ham çikolatalar ve el yapımı bir paket çikolata vardı. Yılbaşı kutularımızın içine taze bir koku verecek portakal dilimlerimizden koymayı da ihmal etmedik. 

Kutularımızın üzerine küçük bir geyik figürü ve Dinesty'nin logosunu da kondurduğumuzda kutumuz hem neşeli hem de kurumsal bir hale bürünmüştü.:)

Dinesty Grubu'nun çalışanları için düzenlediği yeni yıl kahvaltısında masaların üstünde herkes kendisi için hazırlanmış kıpkırmızı yeni yıl kutusunu gördüğünde 2015 için daha da heyecanlandıklarına eminiz. Umarız kutularımız alan herkese mutluluk vermiş ve yeni bir yıl için umutlandırmıştır.

Fotoğraflarla bu serüvenimizi paylaşmaya çalıştık, dileriz ki yeni yılınız kutularımız kadar renkli, canlı ve bol çikolatalı geçer. Mutlu Yıllar!

 


Yeni Tasarımlarla Karşınızdayız! Kasım 26, 2014 17:09

Sadece Çikolata Atölyesi olarak çikolatalarımızla uzun süredir buralardayız.:) Biraz biraz yenilik peşindeydik biz de, en sonunda sizi heyecanlandıracak ürünlerle geri döndük!

Bu sefer çikolata değil ama çikolataya en fazla yakışacak tatta bir ürün yelpazesi çıkardık. Ahşap tasarımlar! Kitap ayraçları ve isminize özel hazırlanmış bardak altlıkları ile aşkınız ölümsüzleşecek. İsminize özel hazırlanmış bu ürünler sevgilinize yaptığınız en güzel hediye olacak! Ahşabın sıcaklığı sizi de ısıtacak.

Ürünlerimize hemen göz atmak için tıklayın:)


 

 

  

 


Yılın Sosyal Girişimcisi Yarışması'nda Final Serüveni! Eylül 22, 2014 01:01

Bildiğiniz üzere Metro'nun düzenlediği Yılın Sosyal Girişimcisi Yarışması'na katıldık. O serüveni baştan bir anlatmak isterim.:) Sadece Çikolata Atölyesi olarak uzun süredir sizlerleyiz ve sırf çikolata işleriyle değil, sosyal sorumluluk projelerimizle de gurur duyuyoruz. LÖSEV ile çalıştığımız projemiz bizi oldukça keyiflendiren ve mutlu eden bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Sitemizden 1 kiloluk Belçika kuvertür paketlerimizden satın alan her çikolata ve hayırsever, bizim aracılığımızla, lösemili çocuklara, çikolata hediye ediyor. LÖSEV'de lösemili çocuklarımızın anneleri bu çikolataları LSV Dükkan'da satacakları çikolatalı ürünlerde kullanıyorlar. LÖSEV'e siz de bizden aldığınız çikolatalarla yardım etmek isterseniz hemen http://sadececikolata.com/collections/1-kglik-kuverturler linkine tıklayabilirsiniz.  

Bu sosyal sorumluluk projemizle LÖSEV'e ve hasta miniklerimize ucundan azıcık da olsa küçük bir iyiliğimiz dokunuyorsa sizin sayenizdedir çikolata severler.

Sosyal Sorumluluk Projemiz ve kurumsal hayatı terk edip çikolatacı olmaya karar verme hikayem Metro'nun Sosyal Girişimci Yarışması için biçilmiş kaftandı. Hemen katıldım tabi ve yüzlerce hikaye arasında yarışma süreci başladı. Önce halk jürisi tarafından oylandık ve haftalar süren yarışma neticesinde finale kaldık. Butik İşletmeler kategorisinde zorlu rakiplerimiz arasından sıyrıldık ve finalde yarışmaya hak kazandık.

16 Eylül'de Suada'da ödül töreni vardı ve o gün benim dışarıda o kadar çok işim vardı ki neredeyse törene gidemiyordum. Suada'ya vardığımızda ise gitmekle ne kadar iyi yaptığımı anladım. Güzel bir atmosfer ve heyecan dolu bir ortam vardı. Çok uzatmayayım, Ayhan Sicimoğlu'nun şenlendirdiği gecede 1. olamadık ve ödül alamadık. Ama yarışmış olmaktan, sosyal sorumluluk projemizle finale kalmaktan çok ama çok gurur duyduk. 

Tüm çikolata severler, verdiğiniz destek dolayısıyla hepinize çok ama çok teşekkür ederiz. Duyarlı insanlar yaşadıkça bu dünya daha da mutlu bir yer olacak çünkü hayat çocuklarla ve çikolatayla daha güzel.:)

 


Metro Sosyal Girişimci Yarışması'nda Finaldeyiz! Eylül 07, 2014 20:25

Çikolata severler size harika bir haberimiz var.

Metro Marketleri'nin düzenlediği Sosyal Girişimci Yarışması'nda Sadece Çikolata Atölyesi hikayemizle, finaldeyiz! Kendi kategorimizde tüm çikolata severlerin desteği sayesinde ilk 10'a kaldık! Yaşasın:)

Eylül ortasında özel jürinin belirleyeceği birinciler ödüllerini alacak, belki size müjde veririz buradan, ne dersiniz?;) Verdiğimiz linke tıklayıp üşenmeden oy veren herkese tekrar binbir teşekkür gelsin:) Yarışmaya katıldığımız hikayemizi tekrar okumak isteyen varsa, buradan buyursun:)

Merhaba, ben Seda Sözkesen, kısaca 'çikolatacı'. Hikayeme gelirsek şöyle anlatabilirim.Başarılı ama sıradan, cafcaflı ama rutin olan kurumsal işimden istifa edip çikolatacı olmaya karar vermek kolay olmamıştı. Ama kararım kesindi. Her gün işe gitmemek için bahaneler üretirken, hayatımın sonuna kadar kurumsal hayatta çalışmayacağımı çok net biliyordum. Çikolata tutkusu ve bunu profesyonel işe dönüştürme fikri beni yakıp kavururken, kurduğum hayallere çok da kayıtsız kalamazdım. Kurumsal işimde devam ederken küçük butik çikolata atölyemi açmıştım bile. Ne mi yapıyordum? Sadece Çikolata! Adı da oradan geldi zaten, Sadece Çikolata Atölyesi. Taze butik tasarım çikolatalar! Kurumsal hayatta denetimci olarak arz-ı endam ederken, hafta sonu mis kokulu atölyemde çikolata dersleri yapıyordum. Hafta içi despot denetimci rolümü oynarken, hafta sonları tatlı mı tatlı bir çikolatacı oluyordum! 1.5 sene kadar iki işi idare ettikten 2012 Ağustos ayında içimdeki çikolata aşkına daha fazla kulak tıkayamayıp, istifa ettim. Tabi ki herkesin ilk tepkisi 'havalı' işimi nasıl olup da bıraktığımdı.. Klasik hikayedir ya, hep şikayet ederiz, 'bizim tek ihtiyacımız olan bağ bahçedir, hepimiz bir gün bir cafe açacağızdır' falan.. Ama gerçekleştirmeye gelince, herkes masasının başına dönüp yarım kalan raporunu yazmaya devam eder. Ya hayaller? Birilerinin hayallerini gerçekleştirmesi gerekmiyor mu? Neyse, işin bu tarafını çok uzatmayayım.. Ne yaptığıma gelince; 2011 Mart ayında açtığım ve ilk çikolata dersimizi gerçekleştirdiğim atölyemde haftanın belli günlerinde çikolata kursları düzenliyorum. Kullandığım tüm malzemelerin tedariğini sağlıyorum, ayrıca özel siparişler üzerine çikolata yapıyorum. Kullandığım malzemelerin en başında Belçika kuvertürleri geliyor, butik çikolata severler arasında malzeme kalitemizle de bilinen bir markayız. Katılımcılar taze ve gerçek çikolatanın nasıl bir şey olduğunu hayretle deneyimlerken, çocuklarına kendi yaptıkları çikolataları yedirebilecek olmanın mutluluğuyla ayrıldılar atölyemden.

En gurur duyduğum projemiz ise LÖSEV ile yaptığımız sosyal sorumluluk projesi! Malzemelerimizden belli bir ürün grubundan alışveriş yapan herkes LÖSEV'e bizim aracılığımızla çikolata hediye ediyor. Lösemili çocuklarımızın yüzünü bir parça da olsa güldürebilmek isteyen tüm çikolata severlere buradan teşekkür ederim.
Tüm bunlara ek olarak şimdiye kadar çikolata yapımını tüm detaylarıyla öğrettiğim kadın girişimcilerin bu işi para kazanmaya dönüştürmelerini de izlemek benim için ayrı bir gurur kaynağı. İnsanların hayatlarına dokunabildiğim bir iş yapıyorum ne mutlu bana! İşe giderken mutlu olduğum, Pazartesi sendromunun ne olduğunu unuttuğum bir hayatı kurmanın zorluklarını tek tek anlatabilirim, ama diğer yandan yaşanan hazzı da buralara yazarak sığdıramam. Umarım torunlarım da beni 'bizim ninemiz çikolatacıydı' diye anlatır. Bu küçük ve tatlı hikayeyi okuduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.

Neden beni seçmelisiniz?

Sermayesiz ve yatırımsız kurduğum bu çikolata işinin bu gün geldiği yeri takdir etmek isteyebilirsiniz.:)

LÖSEV'le yaptığımız sosyal sorumluluk projelerinin devamını getirebilmemiz için bizi desteklemek isteyebilirsiniz.

Taze ve butik çikolata yemenin çocuklar ve aslında herkesin hakkı olduğunu düşünüyoruz, belki siz de bize hak verirsiniz.:)

 

 





Bir Robin Williams geçti bu dünyadan.. Ağustos 13, 2014 10:24

Çocukluğumuzun kahramanı bu dünyayı terk etmeyi seçti.:( 

Good Morning Vietnam'ın aykırı radyo programcısı, Dead Poets Society'deki aydınlık ve farklı öğretmen, Hook'da hayran olduğumuz Peter Pan, Mrs Doubtfire'daki aşık olduğumuz dadı, Good Will Hunting'deki sevecen terapist hayatına son verdi.

Bu kadar ün, başarı, ışık, para ve popülerlik içinde ölümü seçmek için ne gibi bir sebep olabilir diye soruyor insan ister istemez... Demek ki mutluluk için bunlar da yetmiyor arkadaşlar, bilemediğimiz bir sürü fırtınalar kopuyor insanların içinde.Çoğu zaman karşımızdaki insanı yaptığı işten ibaret görüyoruz. Ev hanımı mı, peki tamam o kadar. 'Duyguları yoktur, hiç ideali olmamıştır, hoşlandığı şeyler önemsizdir, hiç aşık da olmamıştır zaten..' Ya da insanları o anki görüntüleriyle yargılıyoruz; fakir, zengin, havalı, popüler, ezik, sıradan.. Yaftalarımız var hiç bir şeyimiz olmadığı kadar. Yapıştırmaya hazırız anında. Biraz içine girmek, derine inmek, bu hengame, koşturmalı hayat içinde ne kadar zamanda bir aklımıza geliyor? Ya da insanları tanımayı gerçekten istiyor muyuz? Bence hayır.. Buna ne vakit ne de isteğimiz var.

Bir düşünmek lazım sanki insanların içinden geçenleri, anlamaya çalışmak lazım.. Önce içimize bakıp tabi, belki bize en uzak olan ama en yakın sandığımız kişi kendimizizdir. Hiç gerçekten ne istediğimizi, fırsat verilse nerede neyle meşgul olmayı hayal ettiğimizi biliyor muyuz? Yaşadığımız hayatlar bize dayatılandan öte olmaya geçemiyor mu, yoksa biz ruhumuzun en iyi dostu muyuz? Ben bilemem, siz bilebilirsiniz. Haddim olmayan konularda çok da ileri gitmeyeyim şimdi.:) Mutlu günler o zamannnnn....


Çok sağlıklı serinliyorum, ya sen? Ağustos 12, 2014 13:05

Merhaba butik çikolata severler,

Hava sıcaklığının dehşet yüksek derecelerde gezindiği bugünlerde tatlı ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz? Meyve, sütlü tatlılar, dondurma, buzlu içecekler, kokteyller muhtemel cevaplar gibi geldi şu an bana?

Genelde masum görünen bu cevaplar sanıldığı kadar zararsız mı sizce? Bence değil.

Mesela meyve şekeri olarak bilinen fruktoz doğal olarak meyvenin yapısında yer alıyor. Aşırı tüketildiğinde ise karaciğere alkolün verdiği hasara benzer şekilde etki ediyor. O yüzden yazın yemelere doymadığımız üzüm ve karpuz gibi bol şekerli meyvelerden doyasıya değil, faydalanabileceğimiz kadar yesek daha iyi olmaz mı, ne dersiniz canlar?


Sütlü tatlılar, dondurmalar... Hangi maddeler kullanılarak yapılmış, ne kadar doğal? İçeriğinde glikoz, gıda boyası var mı biliyor muyuz? Bu maddelerin sağlığa zararını geçiyorum, Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı yönetmeliklere uygun bir şekilde üretilmiş olsalar, yine bir nebze rahat edecek içim. Hani belli bir gıda boyası ve ölçüsü olsa en azından.. Ama her konuda kandırılıyoruz. Damla sakızlı keşkülümüzü yerken aslında damla sakızı aromalı ve glikoz dolu bir tatlı yediğimizi biliyor muyuz? Kim bulacak şimdi Sakız Adası'nın mis kokulu damla sakızlarını? Hani en azından bilerek yesek değil mi?:)

 

Aslında bir yandan toplum olarak psikopatça bir sürece girdik, herkeste evde yoğurt yapma telaşı falan. Tenceremizi sarıyoruz, o yoğurtumsu gıdaya parmak batırıyoruz sıcaklığını ölçmek için.. Kendi kendimize bulduğumuz çözümlerle bazen kendi sağlığımızı baltalıyoruz. Ne olurdu işi ehline bırakıp, seri üretimle karşımıza gelen bir pakete sonuna kadar güvenebilsek? Ama o kadar oynadılar ki sağlığımızla artık en büyük markalara bile kuşkuyla bakar olduk. E haksız da değiliz, teknoloji gelişip, imkanlar genişledikçe hastalıklar gerileyeceğine, bilakis patladı. Hangimizin en az bir yakınında ya da geçmişinde önemli bir hastalık yok ki?

Obezite, kanser, diyabet, çürük dişler.. Sebepleri yıllarca masum bildiğimiz şeker yükü olan içecekler olmasın sakın? Bakkaldan içinde ne olduğuna bakmadan aldığımız 50 kuruşluk gofret? Gerçek kakao yağı var mı içinde yoksa en kötü bitkisel yağlardan mı üretilmiş? Bayılarak hüplettiğimiz dondurmanın etiketini okuduk mu hiç mesela, buzlu yiyecek mi yoksa dondurma diye mi yazıyor adı? GDO'dan geçilmiyor belki de...

Diyeceğim o ki sağlık önemli arkadaşlar, insanın en  büyük zenginliği.. Çok uzağa gitmeye gerek yok, başınızdaki küçük bir ağrı bunu hatırlatmaya yeter. O yüzden vücudumuza iyi bakalım, sahip olduğumuz en değerli varlıklar beden ve ruhumuz. İkisini de güzel besleyelim. Hadi şimdi güzel bir cam bardakta serin su için. Sonra da çok düşünmeyin.. Şaka değil gerçek:) Afiyet olsun.

 


İyilik İyiliği Doğurur! Temmuz 21, 2014 10:15

Bugün Pazartesi a dostlar! Hepimizin kafasında gerginlik tohumlarının ekildiği, stresten gözümüzün döndüğü ve hafta sonunun tatlı mahmurluğunu üzerimizden isteksizce atmaya çalıştığımız kötü Pazartesi! Oysa basit bir günün ne suçu olabilirdi, tüm günahları ona yükledik! 'Stres var' çünkü Pazartesi, 'ayılamadım' çünkü Pazartesi, 'işler çok' çünkü Pazartesi, o var Pazartesi bu var Pazartesi! Haftanın başı olmak çok zor ey Pazartesi:)

Dünyada savaşlar olup, çocuklar ölüp giderken bir yandan; evet bu biraz kötü bir Pazartesi! Tatlılıklar sarsın tüm evreni diye biz küçük mutluluklar peşindeyken, koca koca devletlerin verdiği kararların alınmasında etkisiz elemanız maalesef bazen. Bireysel olarak yapılan tüm hareketlere saygımız sonsuz ama asıl çözümlerin, sorunları bizzat çıkaran büyük ülkelerce bulunabileceğine inanıyorum. O yüzden tüm savaşların son bulması, hem Gazze hem İsrail'de barış çiçeklerinin koklanmasını dileyebiliyorum buradan.

Etrafımız hınç ve ihtiras dolu belki ama biz kendi küçük dünyamızı aydınlık tutabiliriz hala ve birilerine ışık olabiliriz?

LÖSEV Sosyal Sorumluluk Projemizi biliyorsunuz. Bilmeyenler için kısaca anlatayım. Sitemizden 1 kg kuvertür satın alan herkes için, biz her ay sonunda atölye olarak 100 gram kuvertürü LÖSEV'e hediye ediyoruz. Yani siz bizden 1 kg kuvertür satın aldığınızda, LÖSEV'e 100 gram kuvertür bağışlamış oluyorsunuz. LÖSEV'de lösemili çocuklarımızın anneleri bu kuvertürleri kullanarak çikolata yapıyor LÖSEV'e gelir sağlıyor. Bu tatlı projenin küçük bir parçası olmaktan ve butik çikolata severleri de yaptıkları alışveriş dolayısıyla bu yardıma ortak etmekten çok mutlu ve gururluyuz!

 

Geçen hafta 'Haziran ayında satılan kuvertürlerden gelen yardımı bizzat ben götüreyim hem annelerimiz neler yapıyor bir bakayım' dedim. Ve kalktım LÖSEV'in Levent'teki ofislerine gittim. Annelerimizin çalıştığı mutfak atölyesi de orada zaten. İyi ki de gitmişim! 10 tane annemiz harıl harıl bayram siparişlerini yetiştirmeye çalışıyorlardı. Yaklaşık 350 kg sipariş almışlar, annelerimizin kimi kuvertür kesiyor, kimi eritiyor, kimi ganajı yuvarlıyor, kimi de çikolataya batırıyor.. İş bölümü yapmışlar, her şey harika ve fakat büyükçe bir sorun var. Bu 350 kg çikolatayı koyacak yerleri yok!

LÖSEV Mutfak Atölyesi zaten belli bir kapasitede, tüm dolaplar, raflar dolmuş ve daha sipariş toplamının çeyreği yapılmamış! LÖSEV yetkilisi Hatice Hanım ne yapacağını şaşırmış durumda. 'Seda hanım bir akıl verin, iyi ki geldiniz, bunları nerede saklayacağız?' diye soruyor. Temmuz sıcağı tepemizde, çikolataları uygun sıcaklıkta bir yerde depolamak şart yoksa hepsi eriyecek.

Hemen bir yerleri aradık, yandaki yöndeki restaurantlardan bize soğuk alanlarında bir alan ayırmalarını rica ettik. Kimse burnundan kıl aldırmıyor. 'Ama bu LÖSEV' dediğimizde bile inanın çok da bir şey değişmedi.:( 

O an aklıma Trump Towers Plus Kitchen'ın Executive Chefliğini yapan arkadaşım Ahmet Metin Erdoğan geldi. Kendisi harika bir şeftir ve işinde ustadır. Tabi bir de benim can arkadaşım. Neyse, kendisini ararken elinden geleni yapacağından emindim. 'Metin' dedim 'bize yardım et, zor durumdayız ve bunu çözmemiz lazım'... Telefonun diğer ucundan 'hemen gelin, depomuza göz atın, olacak gibiyse ben size yer ayarlayacağım' diyordu Metin... YAŞŞAAA! dedik ve Hatice hanımla kendimizi Trump'da bulduk. 

Çikolataların saklanacağı yer kuru, nemsiz, kokusuz ve tertemiz olmalıydı ve işte Plus Kitchen'ın deposu tam olarak böyleydi. Sözleşildi, bir sonraki hafta kilolarca çikolata LÖSEV'den Plus Kitchen'ın deposuna taşındı ve sorun çözülmüş oldu. Hatice hanım ve benim mutluluğumuza ise diyecek yoktu! Sıkıntılı bir durum; çözüm odaklı ve iyi niyetli bakıldığında nasıl da problemsizce halledilebiliyor diye düşünmeden edemedim. 

Buradan Ahmet Metin Erdoğan ve Plus Kitchen ekibine çok teşekkür ediyoruz. LÖSEV'in derdine derman olmak bir gün önlerine kesin bambaşka güzellikler çıkaracaktır.

Dünya üzerinde türlü türlü sıkıntı var, iyilikler illa ki çok büyük olmak zorunda değil. ulaşabildiğimiz kadar insana ulaşmaya çalışmak da koca bir erdemdir.

Bu Pazartesi de bize bambaşka güzellikler getirsin inşallah, önce bir niyetlenelim gerisi gelir, mutlu haftalar!


Jean-Paul Hévin Çikolataları Nisan 16, 2014 00:00

Jean-Paul HévinBir yıldızdan beş yıldıza kategorize edilmiş çikolatacılar arasında beş yıldız alıp, usta çikolatacı ünvanını almaya hak kazanmış merkezi Fransa’da olan çikolata markasıdır.

Jean Paul kendi adıyla bir çikolata markası yaratarak, çikolata dünyasına adım attı. 1994 Fransa’da yapılan oylamaya göre ise Jean-Paul Hevin, Robert Linxe’den sonraki ikinci çikolatacı oldu.

İş yaşamına yeni başlamasına rağmen, son 10 yıldaki sıkı çalışmaları, birçok ödül almasında etkili oldu.

Daha kendi işine başlamadan ustalıkları gösteren Hevin 1986 yılında yapılan Meiller Ouvrier de France yarışmasında uluslararası pastacılık ödülü, 1988 de ise çikolata bazında düzenlenen bir yarışmadan birincilik ödülünü almıştır.

Jean-Paul Hévin1988 yılında ilk dükkanı olan Le Petit Boule adında bir çay evi almış ve lezzetli siyah çikolatalar üretmeye başlamıştır. İki yıl sonra Rue Vavin ve ardından Rue Saint Honore adlarında iki dükkan daha açıp Paris’e yayılmaya başlamıştır. Hevin Tokyo’daki dükkanı açana kadar bir yıl boyunca Peltier ile çalışmıştır ve onun saygı duyulan geçmişiyle Tokyo’da ilk dükkanını satın almıştır. O günlerde, Hevin çikolata dünyasında özellikle Japonya’da superstar olmayı başarmıştır.

Ben Hevin’in Paris’teki çikolata koleksiyonunda peynirli çikolata gördüm; reblechon peyniri ve goats peyniri (goats bizdeki keçi peyniri)  fakat dükkan kapalı olduğu için tadamadım. Ancak bu gibi yeni kombinasyonlar, çikolata algısını bir nebze de olsa değiştiriyor, yeni tatlarla tanıştırıyor ve ufkumuzu açıyor.

Günümüzde Paris’te dört, Japonya’da beş ve Hong Kong’da iki şubesiyle en leziz çikolatalarını bizlerle buluşturuyor.

Sunumu da oldukça başarılı, çikolatalar karamel renkli kutuların içinde satılıyor, bir övgü de benden Jean-Paul Hevin her bir çikolatanın içine gizlenmiş lezzetin seviyesini belirler, dengeler ve etkinleştirir. İşte bu tam bir ustalık ister, bir çikolatanın tadı de aynıydı, bugün de yarın da…

Jean Paul Hevin’nin çikolata çeşitleri

  • Maubouring; bu lezzet hafif bir pralin türü olmakla birlikte içinde küçük parçalarlar haline getirilip karamelize edilmiş koz helvası bulunmaktadır.
  • Esmeralda;  kokulu ahududu ganajı ve incecik meyvelerin birleşiminden oluşan rengi oldukça parlak, tadı dilinizin üzerinde yavaşça eriyen mucize lezzet.
  • Ganache Au The Fume; kakao tanelerinde ilham alınarak dekore edilmiş bir çeşittir. İçindeki ganaj çok hafiftir, önce kokusunu iyice içinize çekiyorsunuz, tütsülenmiş kahve kokulu bu çikolata sizi başka diyarlara götürüyor.
  • Zenzero; zencefil ganajından oluşan bu çikolata çeşiti içine koyu meyankökü konularak ortaya çıkmıştır.
  • Keops; bu çikolata çeşiti etli, fıstık, badem ezmesi karışımlarının tabaka haline getirilip şeritler halinde kesilmesiyle oluşur, ısırdığınızda bitter çikolatanın tadı ağzınızda yavaşça dağılır.
  • Le Petit Boule; oldukça narin bir çikolata türüdür, eritilmiş karamel ile ganajın karışımından oluşur. Her şeyi etkisiz hale getirebilecek mükemmel uyumlu çikolata.
  • Caparuna; mis kokulu funda çiçeği ile koyu bir ganajdan oluşur. Yaz günlerinin çağrıştırıcısıdır.
  • Le 1502; bitter, krema ve tereyağı karışımından oluşur, tadı hafif buruktur.
  • House Spelcialties; dönemsel tatlar, bu spesiyaliteler Paskalya yumurtalarıdır.

Bu kadar yapılan özel lezzetler, beş yıldızı tabii ki hak ediyor, Jean Paul Hevin sadece bunları yapmakla kalmıyor, kitaplar yazıyor yarışmalara katılıyor.

  • 2004 yılında Nikkei Shinbun’da Japonya’nın en iyi çikolatacısı ödülünü almıştır.
  • 2005 yılında ise Paris’in en iyi makaroncusu seçilmiştir.

Jean-Paul HévinL'histoire de la maison Jean-Paul Hévin: gerçek bir retrospektif(genel olarak meydana gelmiş olayların gerisine, geçmişine bakmak anlamına gelir) olarak tasarlanan bu kitap çikolata, tatlılar ve Paris'ten Tokyo'ya onun şaşırtıcı çıkışı, görsel açıdan da Jean-Paul Hevin’ın en güzel kreasyonlarının fotoğrafları ile doludur.

Diğer kitapları ise; Livre Du cacao et des hommes, yani kakako ve erkekler kitabı, 10 recettes au chocolat pour gourmands en herbe kitabı ise 10 yaşındaki çocuklar ile 10 dakikada ulaşılabilir 10 yaratıcı yemek tarifi, bu güzel kitabın sihirli formülü çikolataya adanmış.

Livre Chocolat Chaud kitabı da 40 orijinal sıcak çikolata tarifi mango, ahududu, baharat, rokfor… ve 8 cupcake tarifiyle bizlerle.

Son olarak Livre Best Of Jean-Paul Hévin, onun en başarılı yemek tarifleri de bu kitabında yer almaktadır. Keyifle okumanız dileklerimle.


Evrensel Aşk Çikolata Nisan 15, 2014 12:46

Evrensel Aşk ÇikolataÇikolata içmek geçmişten günümüze süre gelen bir gelenek.

Aztekler’de çikolata içmek önemli bir olay sayılıyordu. Hatta bir efsaneye göre, Aztek kralı günde elli fincan çikolata içiyordu. Bu içeceği yöneticiler, rütbeli askerler, rahipler içebiliyorken, onurlandırılmak istenen tüccarlar da bu içeceği tadabiliyordu. Aztek dilinde ‘acı, ekşi içki’ anlamına gelen ‘xocoatl’ adındaki bu içecek içine baharatlar da eklenerek soğuk olarak içiliyordu.

Amerika’nın keşfinden sonra, İspanyollar bir asırlık çikolatalı içkiyi şekerli içmeye başladılar. Ancak 80 yıl sonra İngiltere’de içecek yapılmak üzere katı çikolatalar yapılmaya ve satılmaya başlandı.

Latin Amerika'da bugüne kadar keşfedilen en eski bardak ve tabaklar bulundu. Honduras'taki Ulla vadisinde bulunan bu köyün, kakao için çok önemli rol üstlendiği tahmin ediliyor. Bulunan bardakların özellikle orijinal çikolata içeceği olan Xocoatl'un hazırlanmasında ve tüketiminde kullanıldığı anlaşılıyor. Tarihçiler bu küçük köyün çikolatanın gerçek beşiği olabileceğine inanıyorlar.

Evrensel Aşk ÇikolataÇikolata adı nereden geliyor?

Maya uygarlığında ise kakao çekirdeği hem para birimi hem de Xocoatlın hazırlanması için gerekli madde demekti. Xocoatl’ın yorumu şudur ki; çikolatalı içeceği karıştırmak için kullandıkları çubuğun bardakta çıkardığı xocoatl- xocoatl- xocoatl sesinden esinlenildiği ve çikolata isminin bu sesten geldiğidir. Xocoatl zamanla chocolate’a dönüşmüş herkes kendi diline en uygununu seçmiştir, bakalım herkesin ortak dili olan çikolata başka dillerde nasıl söyleniyor;

İngilizce, Portekizce, Romence: chocolate, İsveççe: choklad, İspanyolca: chocolate,

Sırpça: čokolada, Polonyaca: czekolada, Norveççe: sjokolade, Japonca: チョコレート,

İtalyanca:cioccolato, Almanca: Schokolade, Fransızca: chocolat, Fince: suklaa,

Hollandaca: chocolade, Danca: chokolade, Çekçe: čokoláda, Hırvatça: čokolada,

Çince: 巧克力, Rusça: шоколадом,  Afrika dilinde ise: sjokolade

Evrensel Aşk ÇikolataGördüğünüz gibi farklı alfabeye sahip olmayan tüm ülkelerde çikolata demek birbirine o kadar benziyor ki. Böyle bir lezzet böyle evrensel bir aşkı hak ediyor.


Paskalya Çikolataları Nisan 15, 2014 12:24

Paskalya ÇikolatasıPaskalya Hıristiyanlar tarafından kutlanan ve İsa’nın çarmıha gerildikten sonra 3. günde dirilişini dile getiren Hıristiyanlık tarihinin en büyük bayramı sayılır. Paskalya Bayramı’nda yapılan geleneklere baktığımızda kilisede yapılan ayinler dışında bayramın en mutluluk verici kısmını insanların birbirlerine armağan ettiği çikolatalar kapsar. İnsanlar yakınlarına genellikle çikolatadan yapılan Paskalya tavşanı ve Paskalya yumurtası hediye ederler. Çünkü Hristiyanlar için yumurta yeniden doğuş anlamına geliyor. Taş gibi görünen, hayatı olmayan, ama hayatı içinde saklayan bir şey, bir nevi yeniden doğuş,  civcivin yumurtayı kırıp da dış dünyaya çıkması gibi. Diğer çikolata figürü tavşan ise cinsel üretkenliği sembolize eder,  bunun nedeni tavşanların pagan kültüründen bu yana cinselliği anımsatmasıdır.

Paskalya ÇikolatasıPaskalya bayramı ne zaman kutlanır?

Paskalya Bayramı’nın kesin bir tarihi olmamakla birlikte gün olarak Pazar günü kutlanır. 2014 yılı için Katolikler ve Ortodokslar için Paskalya Bayramı tarihi 20 Nisan 2014 olarak belirlenmiştir.2013 yılındaki Paskalya Bayramını; Katolikler 31 Mart 2013 tarihinde, Ortodokslar ise 5 Mayıs 2013 tarihlerinde kutlamışlardı.

Almanya’da Paskalya dönemi için yılda yaklaşık 35 bin ton tavşan ve yumurta çikolata üretilmektedir ve ortalama ağırlığı 100 gram olan tavşan çikolataların yaklaşık 132 milyon adedi Almanya’da tüketilmektedir. Dünya’da ise Paskalya çikolatası imalatı Yılbaşı çikolatası imalatından sonra ikinci büyük çikolata imalatıdır.

Paskalya Bayramı’nın yaklaşmasıyla siz de çikolatanızı kendiniz de yapabilirsiniz diye düşündük, bunun için ihtiyaç duyacağınız malzemeler kuvertür çikolata ve kalıp. Önce çikolatayı benmari usulü eritip daha sonra doğru dereceye gelene kadar soğumasını beklemeliyiz. Bu işlemi çikolata kalıptan daha kolay çıksın ve daha parlak olsun diye yapıyoruz. Bunu için eğer temperleme işlemi de uygulayabilirsiniz.

Paskalya ÇikolatasıKalıbınıza çikolatayı dökün ve dolaba atın. Katılaştıktan sonra kalıptan çıkartın. Sıcak bir spatula yardımıyla (sıcak suyla değil, spatulayı ısıtarak) yumurtanın bir tarafını eriterek bir kaba boşaltın ve iki tarafı da birbirine yapıştırın. Bundan sonraki kısım olan yumurtaları renklendirmek veya süslemek sizin zevkinize kalmış.

Sizin Paskalya çikolatalarınız nasıl olsun?





Likör Çikolata Birleşimi: Likörlü Çikolata Nisan 08, 2014 20:38

LikörEskilerden günümüze kadar uzanıp gelmiş mükemmel birliktelik çikolata ve likörde gizlidir.

Likör aromatik tatlandırıcılarla tatlandırılmış, şekerli, meyve ya da türlü bitkilerden veya bunların brandy, cin, rom, votka, viski gibi içkilerle harmanlanmasıyla yapılan alkollü içeceklerin genel adıdır. Çikolata yapımında çok sık kullanılmakla birlikte kokteyl yapımında da kullanılır.

Likörlü çikolatayı mutluluk veren küçük şeyler olarak adlandırabiliriz, hal böyle olunca, birbirini tamamlayanlar listemizin en başında likörlü çikolata yer alır.

Diyebiliriz ki, likörlü çikolata ‘Çikolata ve likörün düetidir.’.

Bizde likörün tarihçesi oldukça eski yıllara dayanır, mesela Mecidiyeköy Likör Fabrikası: Atatürk ’ün emriyle kurulan Şişli Likör Fabrikası, Cumhuriyet’in ilk yapıları arasında sayılıyordu.

Fabrika 1930'da Büyükdere Caddesi'nde, o dönemdeki adıyla Maslak Yolu üzerinde, bağ ve bahçelerle çevrili 108 rakımlı tepede kurulmuştur. Üretime başladığı yıllarda likör türleri özgün tarzlarda hazırlanmış şişelerde piyasaya sürülüyor, likörler için taşbaskı etiketler kullanılıyordu.

Mecidiyeköy Likör FabrikasıBu fabrika dünyada doğrudan meyveden likör üreten tek fabrikaydı diğer likör fabrikaları ise likörü meyve esansından üretirlerdi. Binası ise çok ünlü Fransız art-deco dönemi mimarı Robert Mallet-Stevens tarafından inşa edilmiştir. Öyle önemli bir kişidir ki Le Corbusier’in de arkadaşı olan bu mimarın eserleri 2005 yılında Paris’te ‘Centre Pompidou’ adında bir sanat müzesinde sergilenir. İnşa edilen eserlerin arasında da bizim İstanbul-Mecidiyeköy Turkish Monopoly Liquer Factory de yer alır, yer almasıyla da kalmayıp mimarın önemli işleri arasında gösterilir.

Mecidiyeköy likör fabrikasının bir özelliği de araştırma geliştirme bölümü sayesinde dış piyasada ilgi gören farklı ürünler üretebilmesiydi. Kapanmadan önceki yıllarda Mecidiyeköy’de cin, kanyak, brandy, vermut, kınakına şarabı yanında, ahududu, kayısı, çilek, moka, acıbadem, limon, vişne, portakal, mandalina, bindallı, altın, kakao, beğendik, muz ve nane likörleri üretiliyordu. Ne yazık ki fabrika 2012 yılında lüks konut yapılacak olması sebebiyle kapatıldı.

2013 Paris Master Çikolatacılar Yarışması Nisan 04, 2014 15:21

“The World Chocolate Masters Final”  yarışması “Paris - Porte de Versailles”  28 ila 30 Ekim tarihleri arasında otelinde yapılmıştır. Dünyanın dört bir yanından gelen 20 çikolata ve pasta şefi düzenlenen yarışmada kıyasıya mücadele etmişlerdir.

Dünya Çikolata ustalarını çikolata sanatı için bir araya getiren bu uluslararası yarışma, rekabet dünyasında en yetenekli çikolatanın piri diyebildiğimiz tüm esnaf ve kadınların her birine açık olarak yapılmıştır.

Bu 3 günlük yarışma süresince, 20 yarışmacı göstermelik bir çikolata, bir pasta, bir çikolatalı tatlı, bir kalıp çikolata ve pralin yaparak  "Lezzet için Mimarlık" ilkesi etrafında şaşırtıcı sanatsal eserler meydana getirmişleridir. Bu eserleri de dünya çapında ünlü şefler ve çikolata ustaları değerlendirmiştir.

Geçen yılki teması, "Taste of Architecture",  olan bu yarışmanın, katılımcılara ilham kaynağı olduğu düşünülüyor.  Mimari denince akla ilham, yaratıcılık, tasarım ve yenilik gibi bütün her şey geliyor.hal böyle olunca da çikolatalı bir kek, tatlı veya pralin oluşturmayı ulusal bir müze ya da bir gökdelen oluşturma fikri gibi düşünüp aynı şekilde yaklaşmak gerekiyor. İşte bu yüzden iyi bir çikolata şefinin de tat yoluyla mimari becerilerini de ifade etmesi oldukça önemlidir.

 Ustaların yeni şekiller ve onların dokularını incelemeleri ve tasarlamaları gerekir. Ve en önemlisi, bu işi yapacak kişilere yenilik ve heyecan gerekir. Yediğimiz, özel olmayı başarabilmiş tüm tatlıların tek ortak özelliği analiz edilerek kendine has lezzetlerinin oluşturulması ile elde edilmiştir.

Bu yarışma web sitesinden canlı olarak yayınlanması sebebiyle herkes tarafından izlenebildi ve çikolata severler favori adaylarını destekleyip çevrimiçi oy verebildiler.

Beşinci Dünya Çikolata Şefleri yarışması; on dokuz ulusal çikolata ustasının nefes kesen yarışı üç gün sonunda açıklandı.

İşte kazananlar:

  1. Davide Comaschi - İtalya
  2. Marike Van Beurden - Hollanda
  3. Deniz Karaca - AvustralyaX

Çikolata ve Popüler Kültür Mart 28, 2014 14:30

ÇikolataYılbaşında Noel Baba, kardan adam, geyik, Sevgililer Günü’nde kalp, günlük hayatta yüksekliği düşük bir dikdörtgen, kimi zaman üçgen prizma olarak karşımıza çıkan çikolata, hangi kalıba dökülürse dökülsün, bir yolunu bulup baş parmağımızla işaret parmağımız arasındaki yerini alıyor.
Öyle çok anlam var ki, tanrıların yiyeceği, öyle bir lezzet ki, insanların tatlı tanrısı olan çikolatanın yapımını üstlenen ustanın bir hattat kadar özenle çalışmasını gerektirir.
Sıvı haldeki çikolatayı, şelale misali akarken seyredip, buzdolabına umut dolu seferler düzenlemediğimiz bir gün geçmezken, çikolatanın başlı başına bir kültür, hatta zaman zaman iletişimin nesnesi haline geldiğini görmek hiç de zor olmasa gerek.

ÇikolataÇikolata ve filmler

  • Tabii ki ilk aklımıza gelen film; Charlie’nin Çikolata Fabrikası
    Tim Burton’un yönettiği, Johnny Depp’in başrolde oynadığı film İngiliz yazar Ronald Dahl’ın kitabından uyarlanmış. Fakir bir ailenin çocuğu Willy Wonka’nın masalvari çikolata fabrikasını gezmek için altın bilet kazanmasıyla gelişen olayları anlatıyor.
  • İkinci film ise 2000 yılı yapımı olan Chocolat yani “Çikolata
    Juiliette Binoche ve Johnny Depp’in başrolde oynadığı yapımda, herhangi bir şehirde uzun süre kalamayan, sürekli seyahat halinde olan kadının hikayesi anlatılıyor. Film, her gittiği şehirde bir çikolatacı dükkanı açan Vianne Rocher’in Güney Fransa’nın küçük, muhafazakar, bir kasabasına varmasıyla başlıyor.
  • Consuming Passions ise üçüncü film.
    İsmi İtalyanca ‘Cioccolato Bollente’ olan film, eski bir çikolata fabrikasını modernize etmeye çalışan genç girişimcinin yaşadıklarını anlatıyor.
  • Son olarak ‘Acı Çikolata’ (Like Water for Chocolate)
    Meksikalı yazar Laura Esquivel’in kitabından uyarlanan film, üç kız kardeşten en küçüğü Tita ile Pedro arasındaki tutkuyu anlatıyor. Tita’nın babası geleneklere uyarak ablaları evlenmeden Tita’nın evlenemeyeceğine karar verdiği için Pedro, Tita’nın büyük ablası ile evlenir ve film boyunca Tita’nın Pedro için hazırladığı yemekler duygusal yakınlıklarının sembolü olur. Filmin orijinal adı olan Like Water for Chocolate’ın İspanyolca’da tutkuyu ve cinsel arzuyu simgeleyen bir metefor olduğunu da öğrenince bulmaca çözülüyor.

ÇikolataÇikolata ve Kitaplar

  • Blood and Coclate (Annette Curtis Klause)
    Son derece romantik, bir o kadar doğa üstü bir kurt adam hikayesi ile karşı karşıyayız. Kahramanımız Vivian, kendisine dikte edilenlerden hoşlanmayan, yaşam şeklinden sıkılan eski loup-garoux’lardan biridir. Esas oğlan Aiden ise ilham peşinde Romanya’ya gelmiş bir roman yazarıdır. Kitap yarı kurt yarı insan olan Vivian’ın aşkıyla zorlukları arasında yaşadığı duygusal zorlukları anlatıyor.
  • New Free Choclate Sex (KEith Lowe)
    Gazeteci Samantha Blackwood, kakao tarlalarında zorla çalıştırılan çocukları belgelemek üzere gittiği Afrika’dan henüz dönmüştür. Matt Dyson ise çikolata devi Trundel & Barr’ın pazarlama direktörüdür. İkilinin tanışması ve ardından gelişen olaylar romantik komedi tadındaki kitabın teması, çikolata sektörüne dair öğrenecekleriniz ise ‘bonus’u.
  • Aşkın İlacı Çikolata (Deniz Gürsoy)
    Çikolatayla aşk yeryüzünde öteden beri birbirinden ayrılmaz bir ikili halinde gezinir. Aşkın ikiz kardeşi olan acılarla titreyen bir yüzü ancak çikolata güldürür. Yazar bu gizemli tatlının Türkiye’deki hikayesi de dahil, tüm dünyadaki serüvenini anlatıyor. Hem de bütün dünyadan en lezzetli çikolata tarifleriyle.
  • Araf (Elif Şafak)
    Elif Şafak, Araf’ı altı farklı karaktere eşit rol dağılımı yaparak yazmaya çalışsa da, iki dinli biseksüel Gail’i çemberin merkezine daha yakın konumlandırmış.  Gail asla hayvansal yiyecekler tüketmeyen, en sevdiği şeyi çikolatayı yaparak yaşayanlardan biri. Bu başlangıçta önmesiz bir detay gibi gözükse de, sayfalar ilerledikçe Gail’in yaşamını çikolatalarına yansıttığını, bir uğraştan çok daha ileri gittiğine şahit olacaksınız.
Haydi, birinden başlayın!

Online 'Çikolatacınız' Mart 28, 2014 14:20

Sadece Çikolata AtölyesiTüm insanlık adına dünyanın yedi harikasından biri 'çikolata.' Küçük ancak lezzeti büyülü, bir bakmışsınız kendinizi onun eşsiz aromasına kaptırmış gidiyorsunuz. Mutlu olmak baş parmağınız ile işaret parmağınız arasında işte, o kadar basit.
Esasında öyle bir lezzetten bahsediyoruz ki, eski zamanlarda aristokrat sınıfındaki kadınların soyluluk nişanı, 800 farklı çeşide sahip bir lezzet deryası. Vatikan’ın bir zamanlar afrodizyak etkisi yüzünden günah ilan edip yasakladığı bir tat aslında çikolata. Elbette biz de çikolatalarımızı yapıp size göndermeden önce onları muhteşem aromalarımızla buluşturup eşsiz tatlar yaratmak için uğraşıyoruz.

Ve başarıyoruz da; sadece çikolata olarak çikolatalarımızın 7 adımı var;
  • İlk ısırığınız dudaklarınızdan boğazınıza kadar ferahlatır.
  • İkinci ısırık yalnızlığınızı ve melankolinizi unutturur.
  • Üçüncü lokmanız ruhunuzun derinliklerindeki beş bin yıllık hikayeleri gün ışığına çıkarır.
  • Dördüncü ısırık ile tüm dertleriniz buharlaşıp yok olur.
  • Beşinci ısırık ile vücudunuzun her bir noktasını arındırır.
  • Altıncı ısırık ile kendinizi ruhsal bir alemde bulursunuz.
  • Yedinci lokmanız bittiğinde bir bahar esintisi her yanınızı kaplar.
Biz çikolatalarımıza güveniyoruz.

Online olarak neler yapabilirsiniz?

Çikolata kurslarımızı da satın alabilir, dilerseniz bir arkadaşınıza armağan edebilir, dilerseniz kendinizi çikolata kokulu bir gün ile kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Tabii ki online olarak tüm çikolata çeşitlerini, kuvertür çikolataları, polikarbonat kalıpları, macaronları, drajeleri, pralinleri, kakao yağlarını, kuruyemiş ve baharatları, hediyelik çikolata ve drajelerinizi yorulmadan online olarak satın alabilirsiniz. ‘Mutlu etmek ustalık ister.’ Sadece çikolata da hepimizin mutlu olması için var.
İnsanların en güzel anlarına tanıklık edebiliyorsanız ne mutlu size.

Deniz Şafak'la Hayata Dair Programına Konuk Olduk Mart 21, 2014 16:56

Sadececikolata.com atöyesi olarak 12 Mart Çarşamba günü Samanyolu TV'de yayınlanan Deniz Şafak'la Hayata Dair programında çikolata yaptık. Evlerinizde kolayca sizlerin de yapabileceği 3 çeşit farklı çikolatanın yapımını aşama aşama gösterdik. Kaçıranlar veya tekrar izlemek isteyenler için aşağıdaki videoda programın kesintisiz halini izleyebiliri, siz de bu çok özel çikolata tariflerini kullanarak sevdiklerinize el yapımı çikolatalar yapabilirsiniz. Gerekli malzeme listesini videoda detaylı olarak bulabilirsiniz.

Program içerisinde beyaz kuvertür çikolataya kuru meyveleri ve renkli şekerlemeleri birbirleriyle buluşturup kalp şeklini vermeyi, sütlü kuvertür çikolatayla; file fındık, file badem veya fıstık kullanarak oldukça kolay bir şekilde Roches çikolata yapmayı, bitter kuvertür çikolata ve susamın buluşmasıyla tahmin dahi edilemeyecek bir lezzeti ortaya çıkarmayı bulabilirsiniz.



Beyaz Çikolata Nasıl Yapılır? Mart 20, 2014 00:00

Beyaz ÇikolataÇikolataları bitter, sütlü ve beyaz çikolata olmak üzere 3 gruba ayırabiliriz, ana maddeleri aynı: kakao yağı, şeker ve süt. Aralarındaki tek fark bitterin sütsüz de yapılabilir olması ve kakao oranının daha fazla olması. Sütlü çikolata ise bittere oranla daha çok süt içeren kakao oranı daha az olduğu için daha yumuşak olan çikolata tipidir. Yumuşak diye yapımı kolay sanılmasın; esmer kardeşi bitterin yapımından daha problemli bir süreci var. Nedeni ise yağ oranları, kristalizasyon oranları ve ısı derecelemelerinin daha komplike olması.

Beyaz ÇikolataBeyaz çikolatada ise durum bitterin tam tersi, yapımında kakao kullanılmıyor, ona çikolata tadını veren yalnızca kakao yağı. Beyaz çikolata yapmaya karar verdiyseniz sabırlı olmanız şart. Öncelikle kuvertür beyaz çikolatamızı eritiyoruz ve soğuk bir zemine döküp temperliyoruz. Polikarbonat kalıplarımızın içini bitter çikolata ile ince şeritler yapıp dolaba kaldırıyoruz. Biraz soğuduktan sonra beyaz çikolataları kalıba döküp hemen bir tepsinin içine geri boşaltıyoruz ve kalıba spatulamız yardımıyla vuruyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Hava kabarcıklarının oluşmasını engellemek için kalıplara vuruyoruz, ki çikolatamız tam olarak yerleşsin.

Şimdi çikolatamızın içini istediğimiz malzeme ile doldurabiliriz, ister fındık, fıstık gibi kuruyemişler, isterseniz mevsimine göre meyveler, ya da ganaj dediğimiz bir çeşit çikolata kreması ile kalıpların üzerinde boşluk kalacak şekilde dolduruyoruz.

Sonunda kalıpların üzerine beyaz çikolata ekleyip spatula ile fazlasını alıyoruz. Biraz donduktan sonra kalıbımızı tezgaha hafifçe vuruyoruz ve çikolatalarımız tezgahın üzerine birer birer dökülüyorlar.

Beyaz ÇikolataNeden En Zor Beyaz Çikolata Parlatılır?

Çikolata temperleme işlemi ısı ayarının yapılması demektir, iyi tempelenmemiş çikolatanın rengi mat olur, beyaz çikolata da sadece süt, kakao yağı ve şeker içerdiği, kakaonun kendisini içermediği için tepmerleme işlemi birkaç kere tekrarlanmalı, moleküllerin eşit dağılımı sağlanmalıdır. Ancak bunu yaptığımızda parlak çikolatalar elde edebiliriz.X

Neler mi yapıyoruz? Mart 15, 2014 00:07

İnce İnce Çikolatalar

Değişikliklere açıksanız haydi buyrun,  bu ince çikolatalarımızı yeni yaptık, tatlı ve tuzlunun tezatlığını tadarken alışılmışın dışında bir Belçika lezzetiyle tanışmanın zevkini tadacaksınız.

Susam ve çörek otunun Belçika çikolatasıyla buluşmasıyla elde edilen bu mükemmel lezzet çay saatlerinizin bir numaralı atıştırmalığı olurken, sevdiklerinize keyifle ikram edebileceğiniz tamamen organik çikolatalar olacak.

Daha önce hiç incecik file fındık ile yaptığımız Roches’lerimizden tattınız mı?

O zaman sıkı durun yeni koleksiyonumuzla ‘Roches’ ziyafetini arkadaşlarınızla eşinizle dostunuzla yaşayacaksınız, çünkü el yapımı çikolatalar 5'li paketlerden oluşuyor. İşte tam da size göre.

İçi çıtır file fındıklı, dışı sütlü Belçika çikolatasıyla kaplanmış olan bu lezzetin tiryakisi olacaksınız!

Kahveli Draje

Sabah kahvelerinizin vazgeçilmezi olacak drajelerimiz, kahveli drajeler. Dışı bitter, sütlü ve beyaz çikolata kaplı, içi çıtır çıtır kahve çekirdeklerimiz, buram buram kahve kokusuyla sizlerle, tiryakilere duyurulur.

Bu kadar yeniliğin arasında en özelini de sona sakladık!

Makaronlarımız sizi adeta Paris’e sürüklüyor ve ağızınızda erimek için sabırsızlanıyorlar.

Butik çikolatacı olmanın hakkını sonuna kadar veriyoruz, bu işi bir sanat olarak görüyor, tüm ürünlerimizi kendi ellerimizle yapıyoruz.

Çikolatalarımızın kutuları ise ayrı bir butik çalışmanın eseri, hepsi temalarımıza uygun olması için özenle tek tek, araştırıldı ve koleksiyonumuz hazırlandı! Seyrinin de tadının da afiyet olması dileklerimizle.

Nelere dikkat ediyoruz?

  • Tüm ürünlerimiz ‘düşük oranda şeker, yüksek oranda kaliteli kakao’ kullanılarak hazırlanmış olup kuvertür çikolatalarımızın 1. sınıf Belçika çikolataları olmasına özen gösteriyoruz.
  • Ürünlerimizin her biri sipariş alındığı gün; taze olarak hazırlanır ve herhangi bir koruyucu madde içermediğinden gönül rahatlığıyla tüketmenizi sağlıyoruz.

Bizi ve çikolatalarımızı daha yakından görmek istiyorsanız, atölyemizi ziyaret edebilir, çikolata yapım kursumuza katılabilirsiniz.

Yeri gelmişken sadece iş yapmıyor,  aynı zamanda sosyal sorumluklarımızın da bilincinde yaşıyoruz. Bir kiloluk kuvertür çikolatalarımızdan alırsanız ne yapmış olacaksınız biliyor musunuz? Lösemili çocuklarımıza tatlı bir el uzatacaksınız, bundan böyle atölyemizden satın aldığınız her 1 kg kuvertürle LÖSEV’e kendi istediğiniz ölçüde yardım edebileceksiniz.

Ve bunu kendi istekleriniz doğrultusunda 3 farklı şekilde yapabileceksiniz.

Nasıl mı? İşte ayrıntılar.


Çikolatalı Kahveli Muffin Mart 14, 2014 23:35

MuffinMuffin Nedir?

Pandispanya hamuru elde ederek yapılan yani, yumurta şeker kabarık karışımından elde edilen ufak yuvarlak ekmek, bir nevi kektir, ancak kek değildir.

Kek ile muffinin farkı nedir?

  • Muffin, kekten farklı olarak daha yoğun, az tatlı, biraz da şekilsizdir. 
  • Muffin yüzeyindeki kabarcıklar aynı olmamakla birlikte, şekilleri düzensizdir.
  • Muffinler de homojenlik yoktur, eğer çok aşırı karıştırırsanız homojenlik oluşmasına neden olur, bu da muffinler için istenmeyen bir durumdur.
Aradaki minik farkları belirttikten sonra muffinimizi yapmaya geçebiliriz.
Malzemeler (12 adet muffin için)Muffin
  • 280 gram un
  • 160 gram şeker
  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 50 mililitre instant esprsso kahvesi (ya da koyu normal instant kahvesi)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 120 gram tereyağı
  • 2 yumurta
  • 200 mililitre süt
  • 1 paket şekerli vanilin
  • 100 gram kuvertür çikolata
Hazırlanışı:
  • Öncelikle fırını 200 dereceye ayarlayın. Muffin kalıbının içine muffin yağlı kağıtları yerleştirin. Unu, şekeri, kabartma tozunu, espressoyu ve tuzu karıştırın.
  • Tereyağını eritin ve yumurta, süt ve vanilya ile karıştırın. Un karışımını yavaş yavaş tereyağlı karışıma ekleyin ve biraz çırpın. İçine 50 gram rende çikolatasından katın. Hamuru muffin kağıtlarının içine doldurun; fazla dolmamasına dikkat edin.
  • Doldurma işleminden sonra hamurun üzerine geri kalan rende çikolataları serpiştirin ve 20 dakika pişirin. Fırından çıkarıp servis yapmaya başlayabilirsiniz.
Kahve ve çikolatanın mükemmel uyumu bu sefer muffin tarifimizle karşınızda, o zaman afiyet olsun.

Makaron Nedir? Mart 07, 2014 22:00

Makaron Nedir?Fransa'ya özgü içerisinde dövülmüş badem, şeker ve yumurta karışımından elde edilen rengarenk bir tatlıdır. Bizdeki badem kurabiyesine benzer ancak renk ve içerisindeki ganaj malzemesi ile badem kurabiyesinden farklılık gösteren bu tatlıyı, dışı gevrek içi yumuşak pasta olarak tanımlayabiliriz.

Makaron çeşitleri nelerdir?

Çikolata, karamel, kahve, vanilya, gül yaprağı, portakal çiçeği, kırmızı meyveler, üzüm, badem, antep fıstığı, ahududu, yeşil çay, çilek, limon, bal, yeşil elma, nane gibi birçok malzemeden makaron yapmamız mümkündür.

Çikolatalı Makaron Tarifi

Malzemeler (15 adet için):Makaron Nedir?

 

  • 50 gram toz badem
  • 20 gram şeker
  • 1 adet yumurtanın beyazı  (40 gram yumurta beyazı)
  • 10 gram kakao
  • 75 gram pudra şekeri
  • 1 tutam krem tartar (Yumurta beyazlarını köpürtmek, kar haline getirmek için çırpmadan önce içine ilave edilerek sonradan sönmemesini sağlayan ve aktarlarda satılan beyaz bir tozdur.)
    Çikolatalı ganaj için:
  • 75 gr Callebaut ya da Belcolade Kuvertür çikolata
  • 75 ml krema

 

Makaron nasıl yapılır?

Kremayı ocakta kaynayana kadar ısıtın ve içerisine kuvertürlerinizi ekleyin. Ocağın altını kapatın ve tenceredeki malzemeyi hızlıca karıştırın, eğer ocağınızı kapatmazsanız çikolatanızın yanmasına sebep olabilirsiniz. Hazırlanan ganajı soğumaya bırakın.(isteğe göre bir sıkma poşetine konabilir ya da bir spatula yardımıyla sürebilirsiniz.)

Ardından,  pudra şekeri, kakao ve bademleri bir kapta karıştırın. Ayrı bir kapta da yumurta akı ve krem tartarı kar haline gelene dek çırpın ve üzerine yavaş yavaş toz şekeri ilave edin. Diğer kaptaki malzemeli de ilave ederek bir kaşık yardımıyla karıştırın. Hamuru sıkma poşetinin içine doldurun. Tepsinize bir yağlı kağıt serin ve yaklaşık 2 cm çapında kurabiyeler yapın.

Not: Tepsinin altını masaya ya da tezgaha vurduğunuzda, sıktığınız makaronların içinde hava kabarcıkları oluşur. Bu kabarcıklar da pişerken macaronların çatlamasına neden olur, lütfen mümkün olduğunca tepsinizi vurmamaya özen gösterin.

Tepsinizi doldurduktan sonra, 160 derece ısıtılmış fırında yaklaşık 10 dakika pişirin. Fırından çıkarılan macaronları soğutmak üzere bir borcama alın. Soğuduktan sonra macaronların ortasına ganaj sıkılıp sandviç haline getirin. Şimdiden afiyet olsun.


  • 1. sayfayı görüntülüyorsunuz toplam 7 sayfa var.